6.27 Treni / Jean-Paul Didierlaurent

6.27 Treni modern çağlara ait bir işçi romanı. Kitapların ve yazının, mecburiyetlere sıkışmış bir hayatı nasıl daha anlamlı, derin ve yaşanabilir kıldığını anlatan bir #novella.

Çeviri: Aysel Bora

Can Yayınları, 133 sayfa

Guylain Vignolles, isminin bir kelime oyunuyla Hain Kukla’ya (Vilain Guignol) dönüştürülmesinden ve bu yüzden çocukluğundan bu yana peşini bırakmayan alaylardan muzdarip otuz altı yaşında bir işçidir. Her sabah 6.27 treniyle yirmi dakikalık bir yolculuk yaparak kağıt dönüştürme fabrikasındaki hiç sevmediği işine gider. Görevi kendisine ‚ŞEY’ diye hitap ettiği bir kitap parçalama makinesini kullanmak ve temizlemektir. Temizleme esnasında makinenin dişlerinden kurtulmayı başarabilmiş birkaç sayfayı gömleğinin içine gizlice sıkıştırıp pelür kağıtlarının arasında kurutan Guylain, ertesi gün işe giderken bu metinleri trendeki diğer yolculara okur ve böylece hem kendini hem de dinleyicilerini hayatın tekdüzeliğinden kurtaran bir soluk olur. Fabrikada geçirdiği bir iş kazası sonucu sakatlanan eski bir iş arkadaşı (Guiseppe) ve fabrikanın bekçisinden (Yvon) başka bir arkadaşı olmayan, gün içinde yaşadıklarını küçük kırmızı bir akvaryum balığına anlatan Guylain’in hayatı, huzurevinde haftada bir gün okuma yapmaya çağrılması ve ardından tren koltuklarının arasına sıkışmış bir USB bulmasıyla hareketlenecektir…

„Kocaman ve tehditkar Şey orada, fabrikanın tam ortasında duruyordu. On beş yıldan fazladır sürmekte olan meslek hayatında, Guylain onu gerçek adıyla anmayı içine sindirememişti, sanki sadece adını söylemek onu tanımak, üstü kapalı da olsa onu bir nevi kabullenmek demek olacaktı. Adını asla anmamak, sonunda ruhunu büsbütün ona satmamak için onunla kendisi arasına örmeyi başardığı son duvardı.“

Modern çağlara ait bir işçi romanı 6.27 treni. Belki de novella demek lazım. Neo liberal sistem içinde, yaptığı işe ruhunu kaptırmamayı başarmış biri Guylain. Kitap bir yandan kurulu sisteme, sistemin acımasızlığına, bu sistemin çarklarını döndürmeye çalışan kişinin kendine yabancılaşmasına, yalnızlaşmasına dokunurken; bir yandan da damakta aşk, dostluk ve mucizelerle dolu bir Fransız filmi tadı bırakıp tatlı tatlı gülümsetiyor. Hem sade hem de derin bir kitap okuyayım, beni yormasın ve yüzümü de güldürsün diyenlere yürekten tavsiye edilir!

Özgül K.

Default image
viyanakitapkulubu
Articles: 13