Barbarın Kahkahası / Sema Kaygusuz

“Bu ahval geçmeyecek lütfen ısrar etmeyin Hiç olmazsa tüylerimin yönünde okşayın beni”

Sema Kaygusuz, Metis Yayınları, 2015

“Bu ahval geçmeyecek

lütfen ısrar etmeyin

Hiç olmazsa tüylerimin

yönünde okşayın beni”

“Diyeceğim şu ki, gaibe karışan hayalettir çocukluğumuz. Kimi zaman matem havasında, kimi zaman nostaljik içlenmeyle yad ettiğimiz çağ, zannedildiği gibi çocukluğumuz değil, bağrımızda saklı çocuksuluğumuzdur.” (S.124)

“Acından ölmüşmüş! Hiç düşünmüyor açlıktan ölmek ne demek.” (S.38)

“Görmek ağır bir yüktür. Gördüğünü adlı adınca söyleyebilmekse serinkanlılık ister.” (S.20)

Bugün sizlere kitap kulübümüz ile okuduğum (2022’nin ilk okuması ve kendisiyle tanışma kitabım olan) Sema Kaygusuz’un Barbarın Kahkahası (Metis, 2015) kitabı ile geldim. Sema Kaygusuz bu kitabıyla da diğer öykü ve romanlarında olduğu gibi ödüle layık görülerek Yunus Nadi Roman ödülünü almış. Hacimsel olarak hafif, içeriksel olarak yoğun bu roman, toplamda 25 bölümden oluşuyor. Her bir bölümü temposu yüksek bir akıcılıkla okuyorsunuz. Sema Kaygusuz okumaya başlamak için iyi bir başlangıç kitabı mı bilemiyorum ama bazı gerçeklerle ya da yaralarımızla yüzleşmek için iyi bir başlangıç kitabı olduğunu söyleyebilirim. 

Kitabın kapak fotoğrafındaki heykel Avusturyalı heykeltraş Mario Dilitz’in ‘ Büyük Balık ‘ eseridir. Balığı tutan çocuk, Ozan karakterinin zihnimizdeki resmine dönüşüp, roman boyu bize eşlik ediyor.

Roman, toplumun çeşitli kesimlerinden insanların yaz tatillerini geçirdikleri Mavi Kumru Motelinde, Turgay adlı karakterin kameriyenin altında okey oynayan kadınların önünde iskeleye giderek denize çişini yapması ile başlıyor. Bu işeme vakası, kitap boyu devam eden faili meçhul işeme eylemlerinin başlangıcı oluyor. Romanın başından sonuna kadar bir başrol kişisinin olmadığı, bütün karakterlerin sürekli olarak sahneye girip çıktığı , çok renkli ve zaman zaman yüzünüze tokat atılmış gibi hissettiren bir anlatımla karşılaşıyorsunuz. Sahneye çıkan karakterler öyle dolu ki, 18-22 Ağustos tarihleri arasında geçen bu olaylar bizi Türkiye coğrafyası tarihinin 100 yıllık yaralarıyla (bazen istemesek bile!) yüzleştiriyor. Barbarın kahkahası, kitabın her satırında yüzünüze yüzünüze vuruyor! Vururken de kıyımı, doğa katliamını, kadına ve çocuğa uygulanan şiddeti, tecavüzü, ölümü, yalnızlığı, dini duyguları, feminizmi, cinselliği, şifacılığı, hijyeni, erilliği, erginliği ve en önemlisi ötekileştirmeyi öyle bir anlatıyor ki bu tür olaylara sadece BAKMAKLA kalmayıp GÖRMEMİZİ sağlıyor. 

Denizdeki balığı, gökteki kuşu, topraktaki ağacı ve yüreklerimizdeki yaraları unutmayan yazarları okumayı sevdiğimi bu kitapla bir kere daha anlamış oldum. Sizlerin de yüreklerine dokunması dileğiyle…

Elçin

 

 

Default image
viyanakitapkulubu
Articles: 13