Gün Olur Asra Bedel / Cengiz Aytmatov

„Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir.... gider gelirdi....

Gün Olur Asra Bedel / Cengiz Aytmatov, Ötüken Yayınları, 413 sayfa, Çeviren: Refik Özdek

Cengiz Han’a Küsen Bulut / Cengiz Aytmatov, Ötüken Yayınları, 113 sayfa

„Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir…. gider gelirdi….“

Gün Olur Asra Bedel; uçsuz bucaksız bir bozkırın ortasında küçücük bir tren istasyonunda kırk yıl beraber çalıştığı, dostu, ağabeyi Kazangap’ın cenazesini şanına uygun bir biçimde defnetmeye çalışan Yedigey Cangeldi’nin bir gün içinde yaşadıklarını, geri dönüşlerle tüm ömrünü, hatta ömürler içinde ömürleri, bir halkın tarihini, efsanelerini, değişen değerlerini, Stalin dönemi Sovyet rejiminin ağır havasını yoğun bir biçimde hissettirerek anlatan, ismiyle müsemma bir roman.

Aytmatov’un anlatımı oldukça samimi. Görsel, sinematografik bir yanı var. İnsanı alıp bir anda Kazak bozkırlarına götürüyor. Ana karakterler sade, sıradan, çalışkan, iyi kalpli insanlar. Savaştan yaralı çıkan bir halk. Bozkırın sert şartlarının birbirine kardeş kıldığı insanlar. Yaşadıkları dünya ise sistemin devamını sağlamak için muhalif sesleri susturan, statikonun ve güç dengelerinin bozulmaması adına başka bir galakside hayatın varlığını keşfeden astronotların geri dönüşünü engelleyen bir dünya. Yönetenlerin korkusu, baskısı, alt kademedekilerin yönetime sorgusuz sualsiz itaatleri ve yaranma çabalarının gölgesindeki sistemin yakıtı olan sıradan insanların dostluk, aşk, vefa ve bilgelikten çokça payını almış zorlu hayatlarını okuyoruz.

Cenazeyi geleneklerine uygun bir şekilde defnedebilmek için deve sırtında uzay üssü bölgesine girmeye çalışan Yedigey’le yaptığımız bu yolculuk sırasında Nayman Ana Efsanesi, Dönenbay Kuşu Efsanesi, Raymalı Aga Efsanesi gibi efsaneler bize eşlik ediyor. Kitapta çok önemli bir yer tutan Mankurt kavramı ile esaslı bir sistem eleştirisi yapıyor Aytmatov. Kitabın içinden bir bölüm dönemin politik durumu nedeniyle çıkarılmış ve Gün Olur Asra Bedel’den on yıl kadar sonra Cengiz Han’a Küsen Bulut adı altında ayrı bir kitap olarak yayınlanmış. Kitabın önemli kahramanlarından öğretmen Kuttubayev’in gözaltında yaşadıklarını, tuttuğu defterlere neler yazdığını ve nasıl öldüğünü Cengiz Han’a Küsen Bulut kitabında öğreniyor okuyucu.

Özgül

„Devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. Yakılacak insan olmazsa soba söner. Sönen, yanmayan sobanın da hiçbir yararı yoktur. Ama öte yandan bu insanlar da devlet olmadan yaşayamazlar; sobayı tutuşturan, yakan onlardır. Sobayı yanar tutmakla görevli olanlar da ona yakıt temin etmelidirler. Her şey buna bağlı.“                             (Cengiz Han’a Küsen Bulut, sayfa 36)

Default image
viyanakitapkulubu
Articles: 13