Hayvan Müzesi
 
Kitap klübümüzün bu ayki kitabında beklediğimden çok daha zor bir okumayla karşılaştığımı itiraf ederek başlamalıyım. 
 
Hikayenin karanlıkta bırakılan kısımlarıyla birlikte; yazarın bolca yer verdiği referanslar, gizli ve açık göndermeler, kurgu ve kurgu dışı anlatının iç içe geçişleri bir okur olarak metni anlama ve yorumlama yeterliliğimi sorgulattı bana. Sırf bunun için bile sevebilirdim seni “Hayvan Müzesi” 

Kitap 5 bölümden oluşuyor. 

İlk bölüm anlatıcıya gelen bir paket ve anlatıcının paketi açmadan önce kimin gönderdiğini anlaması itibariyle bizlere aktardığı  “flashback” sahnelerle kurgulanmış.  Anlatıcı, zamanında yazdığı bir makale aracılığıyla kendisine ulaşan modacı Giovanna Luxemburg ile ortak bir proje üzerine çalışmaktadır.
 

Giovanna Luxemburg ile anlatıcının ilişkisi ve projeleri ise oldukça gizemli inşa edilmiş. Projenin kabaca doğa-sanat-moda üzerine eklektik bir çalışma olacağını kavrasak da detaylara hakim olamıyoruz. 

 
 Anlatıcıya akşam saatlerinde bir araba gönderiliyor, 2 saatlik yolculuk sonrası Giovanna’nın evine ulaşılıyor, ikili içeriği tam olarak açıklanmayan uzun sohbetler ediyor ve anlatıcı gecenin kör vakti arabayla tekrar evine bırakılıyor. 
 
Anlatıcı bu görüşmeler sonrası eve dönmeden önce bir Lübnan barına gidiyor. Barda orta yaşlı kırmızı saçlı bir kadının bir masada tek başına oturarak önüne serdiği gazetelerle ilgilenme sahnesi, bölüme dair en ilgimi çeken kısım oldu. 
 
Sürekli tekrarlanan bu patern, anlatıcının sonunda kadına gazetelerle ne yaptığını sorması ve cevap alamaması, sormaması gerektiğini düşünüp konuyu kapatması; sinemadaki sürrealizm akımı tadı bıraktı dimağımda. Amatör okuyucuyu (izleyiciyi) sahneyi yorumlamak için kıvrandıran ama hiç bir yere oturtamayıp pes ettiren cinsten. 
 
Bölümü hikayenin içine taşıyarak ilerleten en önemli nokta ise; anlatıcı-Giovanna buluşmalarında Giovanna’nın geçmişine dair öğrendiğimiz “tropikal hastanede yatma öyküsü” oluyor.
 
Giovanna 12 yaşındayken ailesiyle gittiği tropikal bir iklimde bir hastalık geçirerek aylarca hastanede yatar. Hastanede yalnızdır, konuşulan dili bilmiyordur. Bu anekdot anlatıcıyı (ve pek tabi biz okuyucuları) çok etkiler ve meraklandırır. 
 
Metni düzlemsel zamana çevirerek devam edecek olursak, Giovanna anlatıcıyla birlikte 2 sene çalıştıktan sonra projeyi sonlandırarak anlatıcının hayatından çıkıyor. Aradan yıllar geçiyor, Giovanna’nın öldüğünü ve geçmişine dair çeşitli ipuçlarını, bilgi ve belgeleri zarf içinde anlatıcıya ulaştırdığını görüyoruz.
 
İkinci bölümde zarftan çıkanların ışığında Giovanna’nın anne ve babasını tanımaya başlıyoruz. Baba Yoev Toledano’nun Tel Aviv’den başlayıp Amerika’ya uzanan yolculuğu, Amerika’daki günleri, fotoğrafçılık kariyeri; o zamanlar 17 yaşında bir manken olan anne Virginia Mc Callister’la tanışmaları, evlilikleri ve parlayan meslek hayatları anlatılmış. 
 
Kendi adıma en keyif aldığım kısımlardı. 60lar-70ler bohem sanat camiasını konu alan okumalar her zaman ilgimi çekmiştir. Yazarın da yönlendirmesiyle Jack Kerouac’ın “on the road” ını bolca andık bu bölümlerde. Yazar bu atmosferi oluştururken başarılı bir iş çıkarmış diyebilirim. Tadı damağımda kaldı. 
 
İlerleyen kısımlarda çift tek çocukları olan “Carolyn Toledano” yu yanlarına alarak spiritüel amaçlarla bir Latin Amerika turuna çıkarlar. Carolyn bu yolculukta hastalanacak, bir hastaneye bırakılacak, anne-baba yollarını ayıracak ve sonrasında Carolyn koruyucu aile yanında büyüyerek adını “Giovanna Luxemburg” olarak değiştirecektir. 
 
Buraya kadar okumakta zorlananları 3. bölümde hoş bir sürpriz bekliyor. İşerin iyice çorbaya dönmesi ve okumanın daha da zorlaşması sürprizi. 
 
Bölümde (anne) Virginia Mc Callister adını “Vivian Luxemburg” olarak değiştirmiş ve “sahte haber üreterek borsayı manipüle etme suçlarıyla yargılanıyor” olarak çıkıyor karşımıza. 
 
Dava sürecinde kısaca anlatılan onlarca olay ve zikredilen onlarca isim, olayların-isimlerin hangileri kurgu hangileri gerçek yönündeki açmazlar, Virginia’nın hamilelikten itibaren tuttuğu deri kaplı yüzlerce küçük defter, defter imgeleminin aile içindeki intikali, davayı takip eden isimlerin (gazeteci, polis, avukat) saplantılı halleri benim için bir yerden sonra takibi imkansız hale geldi. 
 
Vivian’ın projesinin “kimlik değiştirme, doğadan ilham alarak kamuflaj, kayboluş, kendi hayatını bütünüyle sanat performansı olarak görme” noktalarının Giovanna’nın projesiyle paralel olduğu çıkarımını bu bölümde yapabiliyoruz. 
 
Ancak üçüncü bölümün en sevdiğim kısmı terkedilmiş binadaki “distopik evren”di. 
 
Kulüpte en çok tartıştığımız kısmı ise “Luxemburg” soyadını anne ve kızdan hangisinin önce aldığı. 
 
Dördüncü bölümde Latin Amerika seyahatinin detayları ve iç yüzü anlatılmış. Anne ve babanın yolculuk sırasında karakter dönüşümleri bir çok noktayı aydınlatsa da çocuklarını terk etme motivasyonları analiz edemediğim bir nokta oldu. 
 
Son bölümde ise Giovanna’nın ölümünden sonra gerçekleşmek üzere planladığı sergisini anlatıcıyla birlikte geziyoruz. 
Anlatıcı bir şekilde dahil olduğu hikayenin içinde Giovanna’nın annesini “anladığı”duygusuyla fotoğrafları incelerken her fotoğrafa hikayenin içinden sahnelerle atıflar yapıyor. 
 
Anlatıcı sergiden çıktığı ve sokaklarda yürüdüğü anda kendisine bırakılan bu puzzle-miras için son sözünü şöyle söylüyor: 
 
“…Giovanna’nın amacına ulaştığını anladım. Beni anlaşılmaz bir hayvana dönüştürmeyi başarmıştı.” 
 
Yazımı bitirirken kitabın üzerimde bıraktığı etkiyi ben de aynı cümleyle yansıtmaktan imtina etmeyeceğim. Hayvan Müzesi’nin amacına ulaştığını anladım. 
 
Başak Usanovic 
Mart 2021
 
Anlatıcıya akşam saatlerinde bir araba gönderiliyor, 2 saatlik yolculuk sonrası Giovanna’nın evine ulaşılıyor, ikili içeriği tam olarak açıklanmayan uzun sohbetler ediyor ve anlatıcı gecenin kör vakti arabayla tekrar evine bırakılıyor. 
 
Anlatıcı bu görüşmeler sonrası eve dönmeden önce bir Lübnan barına gidiyor. Barda orta yaşlı kırmızı saçlı bir kadının bir masada tek başına oturarak önüne serdiği gazetelerle ilgilenme sahnesi, bölüme dair en ilgimi çeken kısım oldu. 
 
Sürekli tekrarlanan bu patern, anlatıcının sonunda kadına gazetelerle ne yaptığını sorması ve cevap alamaması, sormaması gerektiğini düşünüp konuyu kapatması; sinemadaki sürrealizm akımı tadı bıraktı dimağımda. Amatör okuyucuyu (izleyiciyi) sahneyi yorumlamak için kıvrandıran ama hiç bir yere oturtamayıp pes ettiren cinsten. 
 
Bölümü hikayenin içine taşıyarak ilerleten en önemli nokta ise; anlatıcı-Giovanna buluşmalarında Giovanna’nın geçmişine dair öğrendiğimiz “tropikal hastanede yatma öyküsü” oluyor.
 
Giovanna 12 yaşındayken ailesiyle gittiği tropikal bir iklimde bir hastalık geçirerek aylarca hastanede yatar. Hastanede yalnızdır, konuşulan dili bilmiyordur. Bu anekdot anlatıcıyı (ve pek tabi biz okuyucuları) çok etkiler ve meraklandırır. 
 
Metni düzlemsel zamana çevirerek devam edecek olursak, Giovanna anlatıcıyla birlikte 2 sene çalıştıktan sonra projeyi sonlandırarak anlatıcının hayatından çıkıyor. Aradan yıllar geçiyor, Giovanna’nın öldüğünü ve geçmişine dair çeşitli ipuçlarını, bilgi ve belgeleri zarf içinde anlatıcıya ulaştırdığını görüyoruz.
 
İkinci bölümde zarftan çıkanların ışığında Giovanna’nın anne ve babasını tanımaya başlıyoruz. Baba Yoev Toledano’nun Tel Aviv’den başlayıp Amerika’ya uzanan yolculuğu, Amerika’daki günleri, fotoğrafçılık kariyeri; o zamanlar 17 yaşında bir manken olan anne Virginia Mc Callister’la tanışmaları, evlilikleri ve parlayan meslek hayatları anlatılmış. 
 
Kendi adıma en keyif aldığım kısımlardı. 60lar-70ler bohem sanat camiasını konu alan okumalar her zaman ilgimi çekmiştir. Yazarın da yönlendirmesiyle Jack Kerouac’ın “on the road” ını bolca andık bu bölümlerde. Yazar bu atmosferi oluştururken başarılı bir iş çıkarmış diyebilirim. Tadı damağımda kaldı. 
 
İlerleyen kısımlarda çift tek çocukları olan “Carolyn Toledano” yu yanlarına alarak spiritüel amaçlarla bir Latin Amerika turuna çıkarlar. Carolyn bu yolculukta hastalanacak, bir hastaneye bırakılacak, anne-baba yollarını ayıracak ve sonrasında Carolyn koruyucu aile yanında büyüyerek adını “Giovanna Luxemburg” olarak değiştirecektir. 
 
Buraya kadar okumakta zorlananları 3. bölümde hoş bir sürpriz bekliyor. İşerin iyice çorbaya dönmesi ve okumanın daha da zorlaşması sürprizi. 
 
Bölümde (anne) Virginia Mc Callister adını “Vivian Luxemburg” olarak değiştirmiş ve “sahte haber üreterek borsayı manipüle etme suçlarıyla yargılanıyor” olarak çıkıyor karşımıza. 
 
Dava sürecinde kısaca anlatılan onlarca olay ve zikredilen onlarca isim, olayların-isimlerin hangileri kurgu hangileri gerçek yönündeki açmazlar, Virginia’nın hamilelikten itibaren tuttuğu deri kaplı yüzlerce küçük defter, defter imgeleminin aile içindeki intikali, davayı takip eden isimlerin (gazeteci, polis, avukat) saplantılı halleri benim için bir yerden sonra takibi imkansız hale geldi. 
 
Vivian’ın projesinin “kimlik değiştirme, doğadan ilham alarak kamuflaj, kayboluş, kendi hayatını bütünüyle sanat performansı olarak görme” noktalarının Giovanna’nın projesiyle paralel olduğu çıkarımını bu bölümde yapabiliyoruz. 
 
Ancak üçüncü bölümün en sevdiğim kısmı terkedilmiş binadaki “distopik evren”di. 
 
Kulüpte en çok tartıştığımız kısmı ise “Luxemburg” soyadını anne ve kızdan hangisinin önce aldığı. 
 
Dördüncü bölümde Latin Amerika seyahatinin detayları ve iç yüzü anlatılmış. Anne ve babanın yolculuk sırasında karakter dönüşümleri bir çok noktayı aydınlatsa da çocuklarını terk etme motivasyonları analiz edemediğim bir nokta oldu. 
 
Son bölümde ise Giovanna’nın ölümünden sonra gerçekleşmek üzere planladığı sergisini anlatıcıyla birlikte geziyoruz. 
Anlatıcı bir şekilde dahil olduğu hikayenin içinde Giovanna’nın annesini “anladığı”duygusuyla fotoğrafları incelerken her fotoğrafa hikayenin içinden sahnelerle atıflar yapıyor. 
 
Anlatıcı sergiden çıktığı ve sokaklarda yürüdüğü anda kendisine bırakılan bu puzzle-miras için son sözünü şöyle söylüyor: 
 
“…Giovanna’nın amacına ulaştığını anladım. Beni anlaşılmaz bir hayvana dönüştürmeyi başarmıştı.” 
 
Yazımı bitirirken kitabın üzerimde bıraktığı etkiyi ben de aynı cümleyle yansıtmaktan imtina etmeyeceğim. Hayvan Müzesi’nin amacına ulaştığını anladım. 
 
Başak Usanovic 
Mart 2021
Default image
viyanakitapkulubu
Articles: 13