Aptallık Üzerine / Robert Musil

Sel Yayincilik

„ İnsanlar kalabalık olduklarında, bireyken kendilerine yasaklanmış olan her şeyi yapma yönünde kendilerine izin verirler. Günümüzde çok güçlü şekilde yükselişe geçen ‘biz’ olmanın verdiği bu ayrıcalıklar, işin doğrusu, bireyin giderek medenileştirilmesi ve ehlileştirilmesinin, milletlerin, devletlerin ve aynı kafadakilerin giderek medeniyetten uzaklaşmasıyla dengelenmesi gibi bir izlenim verir; burada açığa çıkan belli ki duygusal bir bozukluktur, esas itibarıyla hem ‘ben’ ve ‘biz’ arasındaki zıtlığın hem de tüm ahlaki değer yargılarının temelini oluşturan duygusal dengenin bozulması durumudur.”

Robert Musil, 1937 yılında Viyana’da Avrupa Sanatçılar Birliğinin daveti üzerine  aptallık üzerine bir konuşma yapar. Bu kitap, Musil’in „ Günümüzde aptallık üzerine konuşma yapmaya kalkışan biri, beraberinde bir dizi belaya bulaşma riskini de göze alır“ diyerek temkini elden bırakmadan yaptığı bu konuşmanın metninden oluşuyor. Aptallığı aptallık yapan nedir sorusuna yanıt ararken oldukça çetrefilli yollardan dolandırıyor Musil. Kendisinin de aptallığın ne olduğunu bilmediğini ve bu soruyu yanıtlayabilmenin cazibesine kapıldığını daha en başından itiraf ediyor.

Aptallığı çeşitli şekillerde tanımlıyor Musil. O’na göre aptallık, asla zannedildiği gibi bir zeka eksikliği değil, daha çok bir duygu hatasıdır. Nasıl bir duygu hatasıdır peki bu? Kusurlarına, kibrine, zalimliğine, adaletsizliğine kör kalan insanın, kendini dünyanın geri kalanından üstün görmesi, menfaatleri uğruna dünyayı hiçe sayması gibi bir şey midir? Aptallık üzerine konuşan bir kişi aptal olmadığını varsayar, peki bu da bir tür aptallık değil midir?

Robert Musil bu metinde; aptallığı aptallık yapan nedir sorusunun yanı sıra, aptallığın bir çaresi var mıdır, zalimlik potansiyeli ile aptallık arasında bir ilişki var mıdır, zeka içeren aptallık (ustalıklı aptallık) ile basit (saf) aptallık arasında nasıl farklar vardır gibi sorulara farklı disiplinler, duygu durumları ve kavramlarla cevap vermeye çalışıyor. Edebiyatın, siyasetin, sanatın içindeki aptallığa oldukça ironik bir dille eğilse de, 2. Dünya savaşının hemen öncesinde Alman faşizmi gücünün doruğundayken yapılmış olan bu konuşmanın, günümüzün koşullarıyla ne kadar eşleştiğini görmek umut kırıcı…

Gaddarlığı eyleme geçen aptallık olarak tanımlayan ve alçak gönüllü olmanın aptallığa karşı en etkili yöntem olduğunu savunan Musil’in 80 sayfalık bu konuşmasını okumak, pek çok duygunun eşlik ettiği düşündürücü ve keyifli bir yolculuktu benim için…

Özgül

Default image
viyanakitapkulubu
Articles: 13